Kolombiya’da FARC ile devam eden barış sürecini sahiplenen, ELN ile barış görüşmelerine başlaması neredeyse kesin olan, Maduro hükümetiyle ilişkileri görece normalleştirecek, Venezuelalı göçmenlere insanca muamele edilmesi için en azından çaba gösterecek bir hükümet Ağustos ayında göreve başlayacak.

SERHAT TUTKAL

Kolombiya’da solun adayı Gustavo Petro çok zor bir işi başararak Kolombiya başkanlık seçimlerini kazandı ve Kolombiya’nın yeni başkanı oldu. Sağın adayı Rodolfo Hernández oyların yüzde 47,31’ini alırken Petro 50,44 oranında oy aldı, sandıktan yüzde 2,25 oranında da beyaz oy çıktı. Kolombiya ilk defa sol bir başkan tarafından yönetilecek, üstelik bu başkan 1990 yılında silah bırakan M-19 üyesi eski bir gerilla. Bu yazıda öncelikle Kolombiya yasal solunun temsilcilerinin bundan önceki seçimlerde aldıkları sonuçlara değineceğim. Ardından kısaca Petro’nun ve yardımıcısı Francia Márquez’in zafer konuşmalarından bahsedeceğim. Çok detaya girmeden bundan sonraki dönemde neler bekleyebileceğimizi belirterek yazıyı sonlandıracağım.

Kolombiya solunun seçim başarısı

Kolombiya’da 1958’te “La Violencia” adı verilen iç savaş sonrasında Liberal Parti ve Muhafazakâr Parti arasındaki anlaşma sonucu oluşturulan iki partili Ulusal Cephe hükümeti 1974 yılına dek ülkeyi yönetmişti.[1] Ulusal Cephe hükümetinin sonlandığı 1974 yılından 2006 yılına dek Kolombiya başkanlık seçimlerinde ilk iki sıradaki adayların ikisi de sağcı olmuştu. Başkanlık seçimlerinin dört yılda bir yapıldığı Kolombiya’da bu demektir ki iki partili sistemin ardından düzenlenen ilk sekiz seçim de sağcı adaylar arasında geçmişti. 2006 öncesinde solun en yüksek oy aldığı başkanlık seçimi 1990 yılında gerçekleşmişti. Aynı yıl silah bırakarak yasal siyasete geçen şehir gerillası M-19’nin (19 Nisan Hareketi) adayı Antonio Navarro Wolff bu seçimde yüzde 12,48 oranında oy alarak seçimi üçüncü sırada tamamlamıştı. Mevcut başkan Petro’nun da üyesi olduğu M-19’nin asıl başkan adayı Carlos Pizarro Leongómez seçim öncesinde öldürülmüştü.[2] Pizarro Leongómez’in kızı olan María José Pizarro bu yıl Pacto Historico’dan (Tarihi Anlaşma) senatör seçildi. Pizarro, bu seçim döneminde öldürülen tek başkan adayı değildi. Liberal Parti’nin adayı olan (ve seçimleri kazanması beklenen) Luis Carlos Galán ve sol Yurtsever Birlik’in (UP) adayı Bernardo Jaramillo Ossa da seçim öncesinde öldürülmüşlerdi.

Kolombiya seçimlerinde solun yakın geçmişe dek çok zayıf olduğu görülebilir. Bunda UP gibi sol partilere yönelik siyasi soykırımın etkisi büyük. 2006 seçimlerinde Polo Democrático Alternativo’nun (Alternatif Demokratik Kutup) adayı Carlos Gaviria Díaz ilk turda yüzde 22,02 oranında oy alarak seçimi ikinci sırada tamamlamış, seçimiyse yüzde 62,51 oranında oy alan aşırı sağcı Álvaro Uribe Vélez kazanmıştı. 2010 yılında Polo Democrático Alternativo’nun adayı Gustavo Petro oldu. Petro yüzde 9,13 oranında oy alarak seçimi dördüncü sırada tamamladı. 2010’da ikinci tura kalan Yeşiller Partisi’nden Antanas Mockus (Petro’nun 19 Haziran akşamı zafer konuşması sırasında hemen yanında durmaktaydı) yalnızca yüzde 27,44 oranında oy alabildi. Seçimi yüzde 69,56 oyla, aşırı sağcı Uribe’nin savunma bakanı olan Juan Manuel Santos kazandı. Santos sonradan Uribe’yle ters düşme pahasına FARC ile barış sürecini başlatacaktı. 2014 yılındaysa Santos’un ikinci turdaki rakibi Uribe’nin desteklediği aşırı sağcı Óscar Iván Zuluaga oldu.

2018 yılına dek Kolombiya tarihinde sol bir adayın ulaştığı en yüksek oy oranı Mockus’un 2010 seçimleri ikinci turunda aldığı yüzde 27,44 olmuştu. 2018 yılında Petro “Barış İçin Büyük Koalisyon” adı verilen ittifakın adayı oldu. İlk turda yüzde 25,09, ikinci turdaysa yüzde 41,77 oranında oy aldı. Petro yüzde 40’ın üstünde oy almadan önce Kolombiya’da sol bir aday yüzde 30 oranında dahi oy alamamıştı. 2018 yılında düzenlenen yasama organı seçimlerinde de ilk beş sıradaki parti de sağcıydı, en yüksek oranda oy alan sol partiyse yüzde 8,6 oranında oyla seçimi altıncı sırada tamamlayan Yeşiller’di. Petro’nun 2022 yılında yüzde 50’nin üzerinde oy alarak Kolombiya başkanı olmasının ne kadar inanılmaz bir başarı olduğu sanıyorum buradan biraz olsun anlaşılıyordur.

Gustavo Petro, seçim odaklı bir siyaset izlemedi. Kolombiya’da sağcı hükümetlere karşı mücadele eden çeşitli hareketleri destekleme ve kitleselleştirme odaklı bir siyaset izledi. Petro’nun yürüttüğü siyasi mücadeleye ileride daha detaylı biçimde değinmeyi planlıyorum. Şimdilik Petro’nun geçtiğimiz dönemi Kolombiya’nın devrimci hareketlerinin mücadelesini büyütmeye ve ulusal düzeyde görünür kılmaya çabalamakla geçirdiğini belirteyim. Bu hareketler içinde özellike anılması gerekenler feminist hareket, öğrenci hareketi, yerli hareketi ve köylü hareketidir. Petro, başkan yardımcısı adayı Francia Márquez’i de feminist hareketten seçmişti.[3] Petro’nun başkanlığı kazanmasında feminist mücadelenin rolü çok büyük.

Zafer Konuşması

Seçim sonrası zafer konuşmasına yeni başkan yardımcısı Francia Márquez başladı. Márquez, 214 yıl sonra ilk kez Kolombiya’yı halkın yöneteceğini söyledi. Bundan sonra Kolombiya’yı nasırlı ellerin ve “hiç kimselerin” (nadies) yöneteceğini belirten Márquez neredeyse Petro’nun kendisi kadar coşkuyla karşılandı. Hem feminist hareketin hem de siyah hakları mücadelesinin en görünür temsilcisi olan Francia Márquez, önümüzdeki yıllarda Kolombiya siyasetinde çok konuşulacak. Özellikle Juan Manuel Santos döneminde başkanlık görevinin tek dönemle sınırlandırıldığı düşünüldüğünde bir sonraki seçimde solun adayı olarak Márquez’i görme ihtimalimiz hiç az değil. Francia Márquez madenci bir aileden geliyor, maden şirketlerine karşı aktivizmiyle Kolombiya siyasetinde tanınmıştı. 2019 yılında silahlı saldırıya uğrayan Márquez henüz 40 yaşında.

Márquez’den sonra sahneye çıkan Petro’nun konuşması çok daha uzundu. Öne çıkan bazı başlıklara değineyim.

1) Kapitalizm vurgusu: Petro 2018 yılından beri programının sosyalist olmadığını, demokratik ama kapitalist bir program hazırladığını belirtiyor. Seçim sonrasında da Kolombiya’da kapitalizmi geliştireceklerini, Kolombiya’yı “ilkel” olarak nitelendirdiği “feodalizm”den kurtararak 21. yüzyıla uygun bir düzen kuracaklarını söyledi. Bunun anlamı kamulaştırma vb. politikalar izlenmeyeceği, kapitalist üretim sınırları içerisinde sosyal demokrat bir pozisyon benimseneceği. Bunu da kapitalizmi sevdiğinden değil ama önceliğinin Kolombiya’nın “modern öncesi” feodal ve köleci sisteminin aşılması olmasından kaynaklandığını söyledi.

2) Yargı mensuplarına mesaj: Petro, zafer konuşmasında savcılığa doğrudan mesaj gönderdi. Büyük çoğunluğu 2021 eylemleriyle ilişkili olarak tutuklu bulunan gençlerin serbest bırakılması gerektiğini duyurdu. Bir başka mesajı da görevden alınan belediye başkanlarının görevlerine iade edilmeleri yönündeydi. Hiç kuşkusuz burada kastedilen kişi Petro destekçisi açıklamalarından sonra görevden alınan Medellin belediye başkanı Daniel Quintero. Gördüğünüz üzere belediyelere kayyum atanması Türkiye’de icat edilen bir uygulama değil. Zaten Türkiye’de mevcut hükümetin birçok uygulamasının Latin Amerika sağ hükümetlerinden esinlendiği görülüyor. Bu ayrı bir yazının konusu olsun.

3) Sağcılara mesaj: Petro 2022 seçimlerindeki rakipleri Hernández ve Gutiérrez’in yanı sıra aşırı sağcı eski başkan Uribe’nin de her zaman Nariño Sarayı’na diyalog için gelebileceklerini söyledi. İntikam almaya gelmediğini belirten Petro, bir nevi “cadı avı” başlatmayacaklarını ve muhalefete saygıyla yaklaşacaklarını belirtti. Zaten böyle olmak zorunda çünkü Kongre’nin çoğunluğu sağcı partilerin elinde.[4] Sağın Kongre’deki üstünlüğü o kadar net ki Petro bütün sol oluşumların yanı sıra Kongre’nin Pacto Histórico’dan sonra en büyük partisi olan Liberal Parti’nin tamamının desteğini alsa dahi Kongre’de çoğunluğa ulaşamayabilir. Bu demektir ki Petro’nun belirli sağ aktörlerin onayına ihtiyacı olacak.

4) Latin Amerika’da sol birlik: Petro, Amerika kıtasındaki ülkelerin ABD’den kaynaklanan sorunlarla boğuşmak zorunda kalmalarının doğru olmadığını, özellikle iklim krizinin üstünde durarak belirtti. Sorunların çözümü için ABD hükümetiyle diyalog kurulması gerektiğini söyleyen Petro Latin Amerika’nın sol hükümetlerinin birlikte hareket edebileceklerini ima eden bazı cümleler kurdu. Brezilya’da da seçimi solun adayı Lula’nın kazanması halinde Latin Amerika’nın çok büyük kısmı sol hükümetlerce yönetiliyor olacak. Meksika, Arjantin, Bolivya, Şili, Kolombiya, Peru, Nikaragua, Honduras, Venezuela, Küba, gibi çok sayıda ülkede sol hükümetler görevde. Hiç kuşkusuz bu sol hükümetler arasında büyük farklılıklar var. Yine de bu hükümetlerin aynı masaya oturmalarını sağlayacak ortaklıklar bulmaları ihtimal dahilinde.

Zafer konuşmasında yeni başkan Petro ve başkan yardımcısı Márquez dışında bir kişi daha konuştu. Bu kişi 2019 eylemleri sırasında Bogotá’da polisin öldürdüğü 18 yaşındaki eylemci Dilan Cruz’un annesiydi. Cruz’un annesi elinde oğlunun fotoğrafıyla sahneye çıktı. Annelerin ellerinde öldürülmüş oğullarının yüzünü göstermeye gelmeyecekleri bir yönetim inşa edeceklerini söyleyen Petro mikrofonu Cruz’un annesi Jenny Medina’ya verdi. Çocukları ve yakınları öldürülen herkes adına adalet istediklerini söyleyen Medina, Petro’ya “hepimizin adalet umudu sizde” dedi. Petro her ne kadar ülkenin önde gelen sağcı siyasetçilerine bir tür “çatışmasızlık” çağrısı yapmış olsa da bu çağrının tetikçileri kapsamadığını yakın zamanda göreceğimizi düşünüyorum.

Bitirirken

Önümüzdeki dönem Kolombiya için çok farklı olacak. FARC ile devam eden barış sürecini sahiplenen, ELN ile barış görüşmelerine başlaması neredeyse kesin olan, Maduro hükümetiyle ilişkileri görece normalleştirecek, Venezuelalı göçmenlere insanca muamele edilmesi için en azından çaba gösterecek bir hükümet Ağustos ayında göreve başlayacak. Kolombiya sağı yenilgiyi kabullenmiş görünüyor, Kongre’deki sayısal üstünlüklerinin sağladığı güvencenin bu durumda etkisi olsa gerek.

Petro döneminde Nikaragua ve Küba hükümetleriyle ilişkilerin olumlu yönde değişmesi de oldukça muhtemel. Petrol ve maden şirketlerinin faaliyetlerinin sınırlanması, siyah ve yerli vatandaşlara yönelik yapısal ırkçılıkla mücadele edilmesi, sosyal devlet anlayışının benimsenmesiyle bazı kamu hizmetlerinin vatandaşlara sunulması ve uyuşturucu ticaretiyle mücadele edilmesi mümkün. Uyuşturucuyla mücadelenin suçla mücadeleyle sınırlı olmayacağını, güvenlik odaklı bir mücadeleden ziyade uyuşturucu tüketicisi ülkelerle diyalog kurulması ve başta marihuana olmak üzere çeşitli maddelerin yasallaştırılması yollarının da mücadeleye katkı sunacağını söyleyebiliriz.[5] Kolombiya’da adayların çeşitli konulardaki tutumlarına dair yazdığım yazıyı da ilgilenenler için hatırlatayım.[6]

Kolombiya gerçekten çok uzun zamandır ABD’nin bölgedeki en güvenilir müttefiği oldu. Bu durum artık değişecek. Kolombiya’da sol hükümet bundan 15 sene önce hayal dahi edilemeyecek bir şeydi. Kolombiya’nın devrimcileri bugün haklı olarak çok mutlular. Önümüzeki dönemde Petro hükümeti paramiliter örgütlerin, ulusötesi şirketlerin, büyük toprak sahiplerinin, Evanjelik tarikatların, başta ABD olmak üzere bölgenin sağcı hükümetlerinin ve Kolombiya Kongresi’nde çoğunluğa sahip olan sağcı partilerin etkisiyle ciddi sorunlar yaşayacak. Yeni yönetimin bu sorunların nasıl üstesinden gelmeye çalışacağını göreceğiz.

Kolombiya 1946 yılından beri iç savaş ve çatışma koşullarında olan bir ülke. FARC’ın ve ELN’nin kurulduğu 1964 yılından bu yana ülkedeki savaş mağduru sayısı 9 milyonun üstünde. Kolombiya çok uzun zamandır devlet şiddeti, uyuşturucu kartelleri, yoksulluk ve ırkçılık gibi sorunlardan dolayı toplumun çok küçük bir kesimi dışında kimsenin gerçekten huzur içinde yaşayamadığı bir ülke oldu. Kolombiya’nın kısa sürede vatandaşlarının huzurlu yaşayabilecekleri bir ülkeye dönüşmesi kolay değil, böylesi radikal bir dönüşüm uzun vakit alacaktır. Bunların detaylıca konuşulacağı zaman da yakında gelecek. Şimdilik arkadaşları kutlamalarıyla, sevinç gözyaşlarıyla baş başa bırakalım. Geçtiğimiz dört yıl Kolombiya için çok zorlu geçti. Umuyorum ki bir daha asla böylesi bir zulme dayanmak zorunda kalmazlar. Son olarak seçimlerin birkaç kişinin kazanıp birkaç kişinin kaybettiği basit bir oy verme işleminden ibaret olmadığını hatırlatmak isterim. Her yıl yüzlerce aktivistin öldürüldüğü bir ülkede yaşayan arkadaşların inatçı mücadelesi olmasa sol bir adayın seçim kazanacak pozisyona gelmesi de mümkün olmazdı. Herkesin emeğine sağlık.


NOTLAR

[1] Kolombiya’nın 1946-1958 arasındaki iç savaşını ve Ulusal Cephe hükümetinin kuruluş sürecini “Kolombiya’da şiddetin geçmişi” yazı dizisinin ilk yazısında anlatmıştım: https://mavidefter.net/kolombiyada-siddetin-gecmisi-1/

[2] M-19’nin kuruluşuna “Kolombiya’da şiddetin geçmişi” yazı dizisinin dördüncü yazısında değinmiştim, örgütün sonraki yıllarını da yazı dizisinin devam yazılarında anlatacağım: https://mavidefter.net/kolombiyada-siddetin-gecmisi-4/

[3] https://mavidefter.net/kolombiyada-solun-baskan-yardimcisi-adayi-siyah-feminist-francia-marquez/

[4] https://mavidefter.net/13-mart-kolombiya-secimleri-uzerine-solun-yukselisi/

[5] Kolombiya’nın uyuşturucu meselesinin yasakçı ve güvenlik odaklı bir yaklaşımla çözülemeyeceğine kısa süre önce değinmiştim: https://kisadalga.net/yazar/kolombiyada-paramiliterler-sokakta-clan-del-golfonun-silahli-grevi_30432

[6] https://kisadalga.net/yazar/kolombiya-baskanlik-seciminde-ikinci-tur-adaylar-hangi-konuda-ne-dusunuyor_32317


Fotoğraf: Öldürülen öğrenci lideri Dilan Cruz’un annesi, cumhurbaşkanı seçilen Gustavo Petro’dan, oğlu için adalet istiyor. Twitter / @DoomoEditorial


 

 

 

Kolombiya Ulusal Üniversitesi’nde doktora adayı. Kolombiya merkezli Hafıza Süreçleri Ulusal Gözlemevi (Onalme) üyesi. Ankara Üniversitesi Siyaset Bilimi yüksek lisans programı mezunu. Siyasal şiddetin meşrulaştırılması ve gayrimeşrulaştırılması üzerine çalışmalar yürütüyor.

Bu içeriği paylaş: