Latin Amerika’da sol partilerin seçimlerden daha güçlü çıkmaları kendi kendine ortaya çıkan bir tür doğa olayı değil. Bugün Kolombiya’da hapis yatmış eski bir gerillanın başkanlık ihtimali gündemdeyse bu devrimcilerin kendince iş yerlerinde, okullarında, sokakta ve fırsat buldukları her yerde yürüttükleri irili ufaklı mücadeleler sayesindedir.


SERHAT TUTKAL

13 Mart Pazar günü Kolombiya’da gerçekleşen seçimler sol siyasetlerin beklenenin üstünde başarısıyla sonuçlandı. Her ne kadar Kongre’de çoğunluk hala sağ partilerde olsa da solun Kongre’deki üye oranı bir önceki döneme kıyasla çok daha fazla olacak. Mevcut iktidar partisi Centro Democrático (Demokratik Merkez), Senato seçimlerinde beşinci sıraya düşerek ciddi bir yenilgi aldı. Bu seçimde Temsilciler Meclisi’ne 16 adet savaş mağduru kontenjanı eklendi, iç savaşın yoğun yaşandığı 16 bölgede vatandaşlar savaş mağduru listesindeki adaylara da oy verebildiler. Her bölgede en yüksek oranda oy alan savaş mağduru Temsilciler Meclisi’nde yer almaya hak kazandı. İki yasama organının üyelerinin yanı sıra üç farklı siyasal ittifakın başkan adayları da pazar günü yapılan seçimde belirlendi.

Senato

Kolombiya’da iki yasama organı var: Senato ve Temsilciler Meclisi. Senato 2018 yılında olduğu gibi bu sene de 108 üyeden oluşacak. 2016 yılında Kolombiya Devleti ile FARC arasında imzalanan barış anlaşmasında 2018 ve 2022 seçimlerinde FARC’ın kuracağı siyasi partiye alacağı oydan bağımsız olarak 5’i Senato’da 5’i Temsilciler Meclisi’nde olmak üzere 10 üye kontenjanı ayrılması kararlaştırılmıştı. 108 Senato üyesinden 5’i 2021 yılında adını Comunes olarak değiştiren bu partiye ayrılmış durumda. Senato’da bir sandalye de ilk turu 29 Mayıs’ta yapılacak başkanlık seçiminde ikinci sırada kalan adaya ayrılıyor, bunun kim olacağını şu an bilemiyoruz. İki sandalye ise yerli kontenjanına ayrılmış durumda, yerli partilerinin gösterdiği adaylar arasında en yüksek oyu alan iki kişi buradan Senato’ya giriyor. Bu şekilde yerli toplulukların en az iki senatörle temsil edilmeleri garantilenmiş oluyor. Kalan 100 senatör ise ülke çapındaki oylama sonucunda seçiliyor, Senato’ya girebilmek için partilerin aşması gereken yüzde 3 barajı var.

2018 yılında Senato’ya en çok üye sokan sol parti, 9 üyeyle temsil edilmeye hak kazanan Yeşiller olmuştu. Bir diğer sol parti, Polo Democrático Alternativo (Alternatif Demokratik Kutup) 5 sandalye almıştı. FARC anlaşma kontenjanından 5 senatör çıkarırken, 2018‘de solun başkan adayı olan Gustavo Petro’nun Decentes’i (Düzgünler olarak çevrilebilir) 4 sandalye almıştı. Yerli kontenjanından giren adayların soldan olduğunu hesaba katıp, başkanlık seçiminde ikinci sırayı alarak senatör olan Petro’yu da eklediğimizde 108 senatörün 27’sinin sol siyasetlere mensup olduğunu görmekteyiz. Kalan 81 senatör ise sağ partilere dağılmıştı. Zaten senato seçiminde ilk beş sırayı sağ partiler alırken, en yüksek oy alan sol parti altıncı sıradaki Yeşiller olmuştu. Yüzde 3 barajını geçen 10 partinin 7’si sağ partilerdi. Birinci sırayı ise yüzde 18,44 oyla 19 senatör çıkaran, Başkan Duque’nin aşırı sağcı partisi Centro Democrático almıştı.

2022 Kongre seçimlerinde Senato’da birinci sırayı solun Pacto Histórico’su (Tarihi Anlaşma) aldı. Pacto Histórico, Decentes’in parçası olan siyasal oluşumların ve Polo Democrático Alternativo’nun da parçası olduğu geniş bir sol ittifak partisi. Seçime kapalı listeyle katıldılar, kesinleşmeyen sonuçlara göre yüzde 14,14 oranında oy alarak 16 senatör çıkardılar. Merkez sol Yeşiller’in daha küçük bazı sol ve liberal merkez partileriyle yaptığı ittifak da Senato seçiminde dördüncü sırayı aldı. Yüzde 12,02 oranında oy alan Yeşiller 14 senatör çıkardılar. Seçimde ikinci ve üçüncü sırayı Kolombiya’nın geleneksel sağ partileri Muhafazakar ve Liberal Partiler aldı, uzun süre Kolombiya iki partili sistemde bu partiler tarafından yönetilmişti. Başkan Duque’nin ve eski Başkan Uribe’nin aşırı sağ partisi Centro Democrático ciddi biçimde oy kaybederek yüzde 11,85 oranında oy aldı ve 14 senatör çıkardı. Yerli kontenjanından seçilen iki üyenin ve Comunes’in (eski adıyla FARC) kontenjanla Senato’ya giren 5 senatörünün de eklenmesiyle Senato’da 37 sol senatör olacağı görülmekte. Başkanlık seçimini ikinci tura kalmasına kesin gözüyle bakılan Petro kaybederse bu sayı 38’e çıkacaktır.

Pacto Histórico ile anlaşamayarak seçime ayrı listeyle giren sol parti Fuerza Ciudadana (Vatandaş Gücü) senato seçiminde yüzde 2,7 oranında oy alarak baraj altında kaldı. 1989 yılında paramiliterler tarafından öldürülen Liberal Parti başkan adayı Luis Carlos Galán’ın iki oğlunun geçen sene kurduğu Yeni Liberal Parti yüzde 2,02 oranında oy alırken, Senato seçimine ayrı listeyle giren feminist Estamos Listas (Hazırız, “Biz”in İspanyolca’daki feminen versiyonu kullanılıyor) yüzde 0,66 oranında oy aldı.

Temsilciler Meclisi

2018 seçimleri sonrasında 171 üyesi olan Temsilciler Meclisi’nin bu dönem 188 üyesi olacak. Bunların 161’i normal biçimde seçiliyor. Kalan üyelerin 16’sı iç savaş mağdurları kontenjanından en yüksek oyu alan adaylara, 5’i Comunes partisine, ikisi siyah toplulukların en yüksek oy alan adaylarına, biri yerli topluluklara, biri Kolombiya’dan çok Nikaragua’ya yakın olan San Andrés y Providencia bölgesinde en yüksek oyu alan adaya, biri ise yurtdışındaki Kolombiyalılardan en yüksek oyu alan adaya ayrılmış durumda. 188. üye ise başkanlık seçiminde ikinci sırada kalan adayın yardımcısına gidiyor. Başkan Yardımcılığı Kolombiya’da önemli bir siyasal mevki.

2018 seçiminden sonra Temsilciler Meclisi’nde en çok üyesi olan sol parti 9 üyeli Yeşiller olurken, FARC kontenjanla Meclis’e giren 5 üye sayesinde Meclis’in ikinci büyük sol partisi olmuştu. Decentes’in iki üyesi, yerli partisi MAIS’in (Alternatif Yerli Toplumsal Hareketi) biri kontenjan adayı diğeri normal biçimde seçilen temsilciden oluşan iki üyelik temsili, Polo Democrático Alternativo’nun iki üyesi, Santander’in bölgesel sol partisinin Meclis’e soktuğu bir sol temsilci ve Petro’nun başkan yardımcısı adayı Ángela Robledo eklendiğinde Meclis’in 171 üyesinin 22’si sol partilerden gelmekteydi.

2022 seçiminden sonra Temilsciler Meclisi’nin normal seçimle gelen 161 üyesinin 47’si sol sayılabilir, Temsilciler Meclisi seçiminde ulusal baraj olmadığı için çok çeşitli yerel ittifaklar veya ulusal ittifak yapan partiler arasında bölünmeler ortaya çıkabiliyor, bu yüzden şimdiden kesin bir sayı vermek biraz güç. Yerli kontenjanı üyesinin ve 5 Comunes üyesinin de eklenmesiyle en az 53 temsilcinin sola yakın olacağını iddia etmek mümkün. Savaş mağdurları kontenjanından seçilen üyelere tekrar değineceğim. Bu kontenjandan seçilen 6 üyenin paramiliter gruplarla ve suç örgütleriyle ilişkili oldukları görülüyor. Kalan temsilcilerden birinin de örtülü biçimde Liberal Parti tarafından desteklendiği iddia ediliyor. Diğer 9 üyenin çoğunluğunun sol blok ile birlikte hareket etmesi beklenebilir.

Başkan adayları

Pazar günü üç farklı ittifakın başkan adayı da belirlendi. Seçmenler ittifaklardan birinin oy pusulasını talep ederek aday adaylarından birine oy verdiler. Pacto Histórico’nun aday adayları arasından Gustavo Petro yaklaşık 4,5 milyon oy alarak bu ittifakın adaylarına verilen oyların yüzde 80,51’ini almış oldu. İkinci sıradaki Francia Márquez siyah bir feminist olarak Kolombiya siyasetinden dışlanmış iki farklı grubu temsil etmekteydi, oyların yüze 14,05’ini almasını önemli bir başarı olarak görüyorum. Kolombiyalı feministler Márquez’in Petro’nun başkan adayı olacağını umuyor ama Petro’nun ikinci turu gözeterek daha liberal bir adayı başkan adayı göstereceğini düşünenler de var. Petro’nun başkan yardımcısının kadın olacağına neredeyse kesin gözüyle bakılıyor, bunun dışındaki iddialar ise henüz birer tahmin olmanın ötesine geçmemekte.

İktidar partisi Centro Democrático, başkan adayını zaten belirlemişti. Aday 2014 yılında Juan Manuel Santos karşısında seçimi kaybeden Óscar Iván Zuluaga olacak. Hükümete yakın iş adamı ve eski Bucaramanga belediye başkanı Rodolfo Hernández de bir başka güçlü sağ aday. Eski başkan Uribe ve partisine daha mesafeli olan sağ partilerin ittifakı Kolombiya Ekibi ise adayını Pazar günü seçti. Eski Medellin belediye başkanı Federico Gutiérrez 2 milyon 160 binin üstünde oy alarak yüzde 54,18 oy oranıyla ittifakının başkan adayı oldu. Bu ittifakın üyeleri arasında Muhafazakar Parti ve neoliberal Partido de la U (Halk İçin Birlik Partisi) de bulunuyor.

Liberal Parti dışında kalan liberallerin bazı merkez sol oluşumlarla yaptığı ittifak sonucu ortaya çıkan Umut Merkez İttifakı’nın başkan adayı 2018’de de başkan adayı olan Sergio Fajardo oldu. Fajardo, Pazar günü 720 binin üstünde oy alarak yüzde 33,49 oy oranıyla ittifakının başkan adayı seçildi. Pacto Histórico’nun yüzde 14 civarı oyla ikinci sırada kalan adayı Francia Márquez’in Fajardo’dan fazla oy aldığı düşünüldüğünde bu ittifakın yüksek bir oy oranına ulaşamayacağı görülmekte. Önseçime girmeyen liberal aday Íngrid Betancourt’un da yüksek oranda oy alması beklenmiyor.

Değerlendirme

Seçim sonuçlarıyla ilişkili bazı başlıklara dair kısa değerlendirmeler yapacağım.

1) Mağdur sandalyeleri: Murat Sevinç hoca Türkiye’de anayasa tartışmaları her gündeme geldiğinde ısrarla aynı şeyi tekrarlar: Esas mesele anayasa metinleri değildir, Türkiye’nin sorunları büyük ölçüde anayasa metinlerinden kaynaklanmadığına göre çözümü burada aramak da yanlıştır. Bu uyarısını yaparken sıklıkla Mümtaz Soysal hocanın “Anayasaları yaşatan, içlerindeki sözcükler değil, dışarılarındaki hayattır” cümlesini de alıntılar. Kolombiya Kongre seçimleri bu uyarının ne kadar yerinde olduğunu gösteren somut bir örnek. Teoride savaş mağdurlarına 16 kontenjan ayırıp, savaştan en çok çekmiş 16 bölgenin her birinden en yüksek oranda oy alan bir savaş mağdurunu Kongre üyesi yaparak mağdurların sözünü yasama organına taşımaya yönelik alkışlanacak bir girişim söz konusuydu. Pratikte ise devlet otoritesinin zayıf olduğu, birçoğu FARC’ın silah bırakmasıyla meydanı iyice boş bulan uyuşturucu kartellerinin ve paramiliterlerin kontrolünde olan bu bölgelerin önemli bir kısmında paramiliter gruplarla ve suç örgütleriyle ilişkili adayların bu sandalyeleri kazanmasıyla adeta savaş mağdurlarıyla dalga geçildiğini görüyoruz. Diğer adayların önemli bir kısmını tehditle seçimden çekilmeye zorlayan bu kişiler, silah zoruyla kırsal bölgelerde yaşayan insanları tehdit ederek, yeri geldiğinde bölge ileri gelenlerine toplu miktarda oy karşılığı para vererek, birçok bölgede seçimi kazandılar. Bunca yıldır mağdur ettikleri insanlarla alay edercesine onların temsilcileri olarak Kongre’ye gidecekler. Kolombiya’nın en acımasız paramiliter komutanlarından Jorge 40’nın (300’den fazla katliama dahil olmuştur) oğlunun mağdur kontenjanından Kongre’ye seçilmesi bunun çok güzel bir örneği. Babasına övgüler düzmekten çekinmeyen, kendisi de paramiliter örgütlerle ilişkili olan Jorge Rodrigo Tovar’ın savaş mağduru kontenjanından Kongre üyesi seçilmesi bize şunu gösteriyor: Kolombiya gibi yolsuzluğun ve rüşvetin yaygın olduğu, paramiliterlerin ve uyuşturucu kartellerinin siyasette etkili olduğu, başta güvenlik güçleri mensupları olmak üzere çok sayıda kamu görevlisinin yasadışı örgütlerle ilişkili olduğu, üstüne seçim güvenliğinin çok sorunlu olduğu bir ülkede kağıt üzerindeki düzenlemeler beklenenden bambaşka sonuçlar verebiliyor.

2) FARC: Geçtiğimiz yılın başlarında adını Comunes olarak değiştiren yasal siyasi parti 2018’deki seçimlere FARC adıyla katılmıştı. FARC, Senato seçiminde oyların yüzde 0,36’sını Temsilciler Meclisi seçiminde ise oyların yüzde 0,21’ini almıştı. Barış anlaşması sonucu FARC’ın kuracağı yasal partiye ayrılan kontenjan sayesinde 5’i Senato’da 5’i Temsilciler Meclisi’nde olmay üzere 10 üyeyle Kongre’de temsil edilen FARC aralarında iki Kongre üyesinin de bulunduğu bir grup militanın tekrar silahlı mücadeleye dönmesiyle sonuçlanan bazı iç anlaşmazlıklar yaşadı. En sonunda yasal siyasal parti ismini Comunes’e değiştirerek adeta FARC adını tekrar silahlı mücadeleye dönen örgüte bırakmış oldu. Kongre’de geçen bir dönemden sonra yapılan seçimlerde ise partinin oyu 2018’dekinin de altına düştü. Comunes, Senato seçiminde yüzde 0,19, Temsilciler Meclisi’nde ise yüzde 0,12 oranında oy aldı.

Bu dönem de Kongre’de 10 üye kontenjanı olan Comunes durum değişmezse 2026 seçimleri sonrasında siyaset sahnesinden silinecek. Bu durum da Murat hocanın az önce bahsettiğim tespitinin bir örneği olarak görülebilir. Kağıt üzerinde çok olumlu olan düzenleme FARC’ın yasal siyaset yapmasının önüne konulan engellerle barış sürecine yarardan çok zarar getirmiş olabilir. Indepaz verilerine göre barış anlaşmasının imzalanmasından bu yana 308 silah bırakan FARC üyesinin öldürüldüğü düşünülürse FARC’ın yasal siyaset yapmasına olanak sağlayacak koşulların mevcut olmadığı görülecektir. Güvenlik gerekçesiyle birçok yerde parti binaları bile olmayan bir siyasi partinin bir yandan medyanın bütün kara propagandasıyla bir yandan da üyelerini hedef alan paramiliter gruplarla boğuşurken normal bir siyasi parti gibi seçim çalışması yapamayacağı ortada. Bu koşullarda FARC’ı yasal bir siyasi partiye dönüştürmenin olumsuz etkilerinin olumlu etkilerinden daha fazla olduğu düşüncesindeyim. Doğru düzgün seçim çalışması yapamayan partinin aldığı düşük oy oranları FARC’ın kamuoyu nezdindeki meşruiyetini olumsuz etkiledi. Bu durum öngörülebilseydi belki siyasi partiye dönüşmeden, parti olmayan bir oluşum olarak FARC’a Kongre kontenjanı verilebilir; partileşip partileşmeme kararı 2026 seçimlerine bırakılabilirdi. Kolombiya Barış Süreci’ne dair daha detaylı bir değerlendirmeyi İnsan Hakları Okulu’nun blogu için yazmıştım.[1]

3) Solun yükselişi: Her ne kadar Kongre’de çoğunluk sağ partilerde olsa da sol için başarılı bir seçim oldu. Başkanlık seçimi konusunda da solun umutlu olması gayet anlaşılır. Solun Kongre’de çok zayıf olduğu 2018’de bile başkan adayı Gustavo Petro ikinci turda yüzde 41,77 oranında oy almıştı (rakibi Duque yüzde 54,03 oranında oy alırken yüzde 4,2 oranında beyaz oy çıkmıştı – beyaz oyun çoğunluk olduğu durumlarda seçimin yeni adaylarla tekrarlanması gerekiyor). Kolombiya Latin Amerika’da antikomünizmin kalesi, şimdiden bazı kanaat önderleri Petro karşıtı antikomünist propagandaya hız verdi. Benzerini Peru’da ve Şili’de de gördüğümüz bu strateji bu iki örnekte başarıya ulaşamamıştı. Antikomünist koroya katılan kanaat önderleri bu devirde sandıkları kadar etkili olamayabiliyorlar. Yazdıkları gazeteleri eskisi kadar insanın okumadığını, çıktıkları televizyon programlarını eskisi kadar insanın izlemediğini, çoğu insanın haberleri sosyal medyadan ve bağımsız sitelerden takip ettiğini kendilerine hatırlatmak gerekebiliyor. Bugün birçok insan dünyadan haberdar ve ucuz antikomünist propagandanın kof bir propagandadan ibaret olduğunun farkında. Arjantin, Şili ve Peru seçimlerini solun adayları kazandığında bu ülkeler bir anda Venezuela’ya dönüşmediler, “Venezuela’ya döneceğiz” diyerek insanları korkutmaya çalışmanın Kolombiya’da da pek etkili olmayacağı söylenebilir. Kaldı ki 2021 yılında 171 insan hakları savunucusunun ve 43 silah bırakan FARC üyesinin öldürüldüğü, 28 Nisan-26 Haziran 2021 tarihleri arasındaki eylemlerde en az 80 kişinin öldürüldüğü ve en az 28 eylemciye güvenlik güçlerinin cinsel şiddet uyguladığı bir Kolombiya’da insanları “Venezuela olacağız” diye korkutmanın rasyonel bir tarafı da yok. “Venezuela olmayalım” diyerek seçilen Duque’nin Kolombiya’yı neye çevirdiği ortada. Yine de Kolombiya antikomünizmini ve ilişkili paramilitarizmi hafife almamak gerek.[2] Başkanlık seçimi çekişmeli olacak gibi görünüyor, bunun detaylarını bir başka yazıya bırakayım. Şimdilik solun umutlu olmakta haklı olduğunu ama seçime kadar olan dönemde Kolombiya solunun işinin hiç kolay olmadığını yinelemekle yetineceğim.

4) Sağ partiler: Kolombiya sağının lideri olan eski başkan Uribe paramiliter örgütlerle ve yasadışı oluşumlarla doğrudan ilişkili bir siyasetçi. 2002-2010 arasında başkanlık yaptığı dönem faili meçhullerle ve insan hakları ihlalleriyle anılıyor. Mevcut başkan Duque, iki dönem kuralı nedeniyle 2010 sonrasında başkan adayı olamayan Uribe’nin aday göstererek seçtirdiği düşük profilli bir siyasetçi. Bu seçime de düşük profilli bir aday olan Zuluaga’yla girecek olan Uribe ve partisi Kongre seçimlerinde beklenenin de üstünde oy kaybetti. Sağın güçlenen partileri ise iki partili dönemin partileri olan Liberal Parti ve Muhafazakar Parti oldu. Pandemi döneminin kötü yönetilmesi bu durumda etkili olmuş olabilir. Kökten dinci Hıristiyan partilerin oy kaybı da seçimin dikkat çeken bir sonucu oldu. Geçen seçime ayrı ayrı girip Senato seçiminde yüzde 3,23 ve yüzde 3,04 oranında oy alan iki kökten dinci Hıristiyan parti bu seçime birlikte girmelerine rağmen Senato seçiminde ancak yüzde 3,63 oranında oy alıp yüzde 3 barajını zor geçtiler.

5) Feminist hareket: Feministler bu seçimde Senato için ayrı liste çıkararak yüzde 0,66 oranında oy aldılar. Yüzde 3 barajı ve Kolombiya’daki siyasal kutuplaşma düşünüldüğünde büyük bir başarıdır. Pacto Histórico‘dan aday adayı olan Francia Márquez’in aldığı oy da 800.000’e yakın oldu. Gelecekte çeşitli ülkelerde feminist partilerin ciddi oranda oy alarak yasama organlarında temsil edildiğini göreceğiz sanırım. Siyasal ortamın Kolombiya kadar yakıcı olmadığı ülkelerde önümüzdeki birkaç yıl içerisinde feminist partilerin seçim başarılarına tanık olabiliriz.

Bitirirken

Kolombiya gibi Türkiye’de görece az takip edilen bir ülkenin koşullarını tek bir yazıda aktarmak kuşkusuz mümkün değil. Elimden geldiğince genel bir çerçeve çizmeye gayret gösterdim. Özellikle değinmek istediğim bir şey var. Aşırı sağcı Duque hükümetinin göreve geldiği 2018 yazından itibaren Kolombiya’da çok sayıda grev ve eylem yapıldı. Geçen Mayıs ayında DEMOS’tan Sesler podcast’ine katılarak bu duruma dair konuşmuştum.[3] Latin Amerika’da sol partilerin seçimlerden daha güçlü çıkmaları kendi kendine ortaya çıkan bir tür doğa olayı değil. Seçim başarılarından söz edebilmemizi sağlayan şey zaten solun yükselişi. Bugün Kolombiya’da hapis yatmış eski bir gerillanın başkanlık ihtimali gündemdeyse bu devrimcilerin kendince iş yerlerinde, okullarında, sokakta ve fırsat buldukları her yerde yürüttükleri irili ufaklı mücadeleler sayesindedir. O yüzden Petro başkanlık seçimini bu yıl kazanamasa bile büyük ihtimalle 2026’da Kolombiya’da solun iktidara geleceğini öngörebiliriz. Bunun gerekçelerini bu seçim yazısına sığdırmak yerine ayrı yazılarda ele almayı düşünüyorum.

[1] https://blog.insanhaklariokulu.org/kolombiya-baris-surecinin-dusundurdukleri/

[2] Kolombiya paramilitarizmine dair detaylı bilgi için: www.abstraktdergi.net/kolombiyada-korona-ve-paramilitarizm/

[3] https://open.spotify.com/episode/79j0Q4zn1kx1pKUhd5agVW?si=zUQdQDQHTX-M9LeFbeUtlw&nd=1


FOTOĞRAF: Bogota’da Gustavo Petro lehine yapılan bir gösteri (2014) Juan Carlos Pachón, CC BY-SA 2.0


 

Kolombiya Ulusal Üniversitesi’nde doktora adayı. Kolombiya merkezli Hafıza Süreçleri Ulusal Gözlemevi (Onalme) üyesi. Ankara Üniversitesi Siyaset Bilimi yüksek lisans programı mezunu. Siyasal şiddetin meşrulaştırılması ve gayrimeşrulaştırılması üzerine çalışmalar yürütüyor.

Bu içeriği paylaş: