Bir aşırılıklar çağının içindeyiz ve küresel konjonktürün kendisine sürekli destek sunmasına alışkın Erdoğan yönetiminin hesapları tutmuyor.

Çin’e tedarik etme taahhüdü verdiği gazın 3 katını temin eden Rusya, bir yandan da yaptırımlar ve gaz bağımlılığını azaltma girişimlerinin hem sonucu hem de bunlara tepki olarak Kuzey Akımında gönder(e)mediği gazı Finlandiya semalarından görülecek biçimde yakıyor.

Öte yanda Rusya’dan gaz sevkiyatı tamamen sona ermemiş bulunsa da Avrupa ülkeleri Rusya’ya olan gaz bağımlılığı 2023’te sona erecekmişçesine (ya da çok azalacakmışçasına) propaganda yapıyor. Oysa bu yıl içinde 24 Şubat’tan bu yana petrol, gaz ve kömür alımı için Rusya’ya 86 milyar Avro ödeme yapmış bulunan Avrupa Birliği ülkeleri ancak daha uzun bir zaman içinde Rusya’ya olan bağımlılıklarını azaltabileceklerinin gayet farkındalar. Bu arka planda hızla artan enerji fiyatları ve erişim sorunları 2022 kışının nasıl geçeceğine dair senaryoları oldukça korkutucu bir haleye büründürüyor (ayrıca bkz. IMF’nin sunduğu Avrupa’nın Rusya gazına bağımlılık oranları)

 

Temmuz ayında en bariz görünen aşağı yönlü risklerin gerçekleşmesi durumunda, bir başka ifadeyle Rusya’nın Avrupa’ya gaz ihracatını durdurması halinde küresel büyüme oranının 2022’de yüzde 2.6’ya ve 2023’te yüzde 2’ye gerileyeceği hesaplamasını sunan (çoğu Avrupa ülkesinin resesyona gireceği ve son yarım yüzyılın en kötü küresel ekonomik performanslarından birisinin kaydedileceğini haber veren) IMF bununla kalmadı. Avrupa ülkelerine yüksek enerji fiyatlarını tüketicilere yansıtmaları konusunda tavsiyelerde bulundu (Aynı IMF toplumsal huzursuzluğun hızlı bir şekilde arttığını enerji krizi derinleşmeden önce açıklamıştı). IMF tavsiyesini takip edecek ülkelerde kış aylarında sert protestoların ve sokak gösterilerinin yaşanacağını söylemek kahinlik olmasa gerek.

 

2022 ortasında şu nokta kesinleşti: on yıllardır kaydedilen en büyük enerji şoku küresel ekonomide taşları yerinden oynatamasa da, büyük sarsıntılar yaratıyor/yaratacak. Avrupa’da son 50 yılın en yüksek enflasyon oranlarının daha da yukarı sıçradığını ve sert bir resesyon yaşandığını düşünün. Bu ihtimal artık en güçlü olasılıklardan birisi haline geliyor.

Aynı olasılıklar bu senenin sonu ve 2023’ün başlangıcından itibaren suların durulmasını uman Erdoğan yönetiminin tekrar ters ayak üzerinde yakalanması olasılığını artırıyor. 2021 sonu ve 2022 başında Türkiye gibi ülkeler için fazlasıyla olumsuzlaşan küresel hava koşulları 2023 baharına kadar devam edecek duruyor.

 

fotoğraf: Sebastian Morelli-Peyton (Unsplash)

 

Siyaset Bilimci, araştırmacı ve çevirmen. Doktorasını ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi’nde tamamladı. 2013 yılında Türk Sosyal Bilimler Derneği’nin Genç Sosyal Bilimci ödülüne ve Behice Boran Özel Ödülü’ne layık görüldü. York Üniversitesi'nde araştırmalarını sürdürüyor.

Bu içeriği paylaş: