94. Oscar ödül töreni 27 Mart’ta Hollywood’da düzenlendi ve sadece bir tokat sahnesiyle hatırlanacak.

Bir otoimmün rahatsızlık nedeniyle saçlarını kaybeden şarkıcı ve aktris Jada Pinkett Smith’in kellikle barıştığını açıklamasının üzerinden sadece birkaç ay geçmişti.

Kendisi hakkında yapılan kötü esprilere dudak kıvırarak gözünü kaçıracak rahatlığa erişmiş olmasına karşın, daha önce zor bir ilişki yaşadığını beyan ettiği eşi Will Smith, başkalarınca geçimsiz bir insan olarak hatırlanmasıyla da, Pinkett Smith’in özgüveniyle de barışamamış olacak ki Oscar ödül töreninde 1990’lar sonunda pek başarılı olamamış bir filme göndermeyle (G.I. Jane filmi ve ana karakterin asker traşı) eşiyle dalga geçilmesi sonrasında, şakayı yapan Chris Rock’ı tokatladı.

Dakikalar sonra açıklanan en iyi oyuncu erkek ödülünü aldıktan sonra da canlandırdığı Richard Williams’ın aileye ne kadar önem verdiğini söyleyerek, Tanrı’nın kendisine ne yapması gerektiğini işaret ettiğini anlatarak ödül konuşmasına başladı.

Bu minimada tokat sahnesine değil sadece konuşma linkine yer verdim. İkincisini görünce birincisini unutup kabadayının gözyaşlarına dalmamak mümkün değil.

Ancak şiddet gösterisi üzerine de yazılması gereken çok şey var.

Smith ailesine bir şirket gözüyle bakan (haklı olduğu tek konu ailesinin gerçekten de bir şirket olarak vücut bulmuş olması olsa gerek) baba/CEO Will kendisinden daha güçlü olduğunu çeşitli vesilelerle göstermiş olan bir kadını koruduğunu ifade ederek şiddete başvuruyor. Aldığı ödül vesilesiyle ayakta alkışlanıyor ve dini referanslarla dolu bir boş konuşmayla kurban rolünü üstleniyor.

Bu açık patriyarka show’u son derece tanıdık ve günümüz eğlence dünyasının ünlülerinin davranış kalıplarıyla uyumlu. O kadar uyumlu ki, olaydan hemen sonra bütün “gösteri”nin ödül töreninin parçası olduğunu düşünenler azımsanmayacak sayıdalardı. Öyle olmadığı anlaşıldığında ise mikrofonda saldırgan konuşmaktaydı.

Kısacası, Oscar ödül töreninden kendisini kırılgan göstermekte mahir bir erk-eklik ve “yüce” değerleri korumak adına her şeyin yapılabileceği mesajı çıktı. Yıllardır süren Oscar imaj tamiri ırk ve cinsiyet eşitsizliklerine dair sinema sektöründeki körlüğün geride bırakılacağı sanrısı yaratmayı hedefliyordu. Şimdi “en iyi oyuncu”nun imzasıyla yaratılmış ve ancak zorbalığın haklılaştırılmasıyla geçiştirilebilecek nur topu gibi bir rezalet yaşandı.

Halen Dünyanın en büyük eğlence sektörü merkezlerinden olan Hollywood’da başka bir şey beklemek zaten uygun değil, ancak olayın algılanma ve yorumlanması celebrity aşkının ötesinde patriyarka normalleştirmesine dair ipuçları sunuyor. Hollywood’un çok sevdiği tarzda bir anlatım üzerinden, bir zorbadan yine ve yeniden kahraman çıkartılıyor.

 

Fotoğraf: “Academy Award Winner“, Dave_B_

Siyaset Bilimci, araştırmacı ve çevirmen. Doktorasını ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi’nde tamamladı. 2013 yılında Türk Sosyal Bilimler Derneği’nin Genç Sosyal Bilimci ödülüne ve Behice Boran Özel Ödülü’ne layık görüldü. York Üniversitesi'nde araştırmalarını sürdürüyor.

Bu içeriği paylaş: