2022 pandemiden çıkış yılı olacaktı, yeni bir küresel krizin başlangıç yılı oluyor.

2023 yeni bir küresel kriz  yılı olacaksa, bu gelişme seçimler öncesinde iktidarın pek çok ekonomi-politik tercihini değiştirebilir.


ÜMİT AKÇAY

Geçtiğimiz hafta, uzayan gemi kuyruklarının küresel düzeyde enflasyonu beslediğine işaret etmiştim. Tedarik zincirlerinin yeniden onarılması sorunu basit bir teknik konu olmaktan çıktı. Pandemi sonrası sürecin jeopolitik-ekonomisine baktığımızda, yaşanan sorunlar giderek ABD ve Avrupa’daki hakim sermaye kesimlerinin 1970’li yıllardaki karlılık sorunlarına çözüm olarak geliştirdiği sermayenin uluslararasılaşması stratejisinin bir krizi haline geliyor.

Uzayan Gemi Kuyrukları ve Enflasyon

Yeni Küresel Kriz Geliyor

İki yazıya dikkatinizi çekmek istiyorum. İlki Kenneth Rogoff’un yazısı. Her ne kadar ‘excel dosyası skandalının’ yarattığı gölge çalışmalarının üzerinde dursa da, halen neoliberal ekonomistlerin önde gelenlerinden sayılabilir. Rogoff 2022’de kapitalizmin üç önemli merkezinin, yani ABD’nin, Avrupa’nın ve Çin’in senkronize bir şekilde yavaşladığına işaret ediyor. Yani ufukta beliren yeni bir küresel kriz.

İkinci yazı, Nouriel Roubini‘den geldi. O da benzer şekilde küresel kriz eğilimlerinin güçlendiğine işaret diyor ve ekliyor: Bu seferki küresel krize aynı zamanda yükselen enflasyon eşlik ediyor. Yani karşımızda olan yeni bir stagflasyonist kriz.

Uluslararası Finans Kurumu başekonomisti Books’un aşağıdaki hatırlatmasını, yukarıdaki tartışmaya ekleyelim. Brooks da yeni bir küresel krizin yaklaşmakta olduğuna dikkat çekiyor.

Türkiye’ye Olası Etkileri

Tüm bunları uzun uzun tartışmak gerekiyor. Önümüzdeki günlerde detaylıca ele almaya çalışacağım. Ancak bu kısa notu iki konuya işaret ederek bitireyim.

  • Dünya ekonomisi yeni bir küresel daralmaya girerken Türkiye’nin ihracata dayalı modeli ne kadar başarılı olabilir? Ekonomik büyüme için dış talep yardımcı olmadığında, ister istemez iç talep olanaklarını kullanmak yeniden gündeme gelebilir. Bu mevcut ücret baskılaması stratejisi ile ters düşecektir. Yani, 2023 için -belki de bir süreliğine- iç talep olanaklarının öne çıkacağı, yani ihracat odaklı/düşük ücret politikasına ara verileceği bir dönem geliyor olabilir. Biraz da mecburen tabi, zira 2023 seçim yılı.
  • İşaret etmek istediğim ikinci konuyu geçen gün Twitter’da yazmıştım, aşağıda ekliyorum:

Kısacası, 2023 yeni bir küresel kriz  yılı olacaksa, bu gelişme seçimler öncesinde iktidarın pek çok ekonomi-politik tercihini değiştirebilir.


Fotograf: “Crisis” by da.mas is marked with CC BY-NC-ND 2.0.

Doç.Dr. Ümit Akçay, 2017'den bu yana Berlin School of Economics and Law'da ders vermektedir. Akçay, Finansallaşma, Borç Krizi ve Çöküş: Küresel Kapitalizmin Geleceği (Ankara: Notabene, 3. baskı, 2019) kitabının ortak yazarı ve Para, Banka, Devlet: Merkez Bankası Bağımsızlaşmasının Ekonomi Politiği (İstanbul: SAV, 2009) ile Kapitalizmi Planlamak: Türkiye’de Planlamanın ve Devlet Planlama Teşkilatının Dönüşümü (İstanbul: SAV, 2007) kitaplarının yazarıdır.

Bu içeriği paylaş: