ÜMİT AKÇAY

 

Seçim dönemi yaklaşırken partiler ekonomi programlarını da açıklamaya başladılar. CHP ve İYİP ‘ana akım politikalara dönüş’ çağrısı yaparken, AKP ve MHP mevcut programda devam ederek seçime gidecekler.

Karşımızda giderek daha net bir şekilde şekillenen bu iki farklı programı nasıl tartışabiliriz? Hangi yönlere daha yakından bakmalıyız? gibi sorular önümüzdeki dönemde daha önemli hale gelecek. Ve tabi ki bu tartşma, geniş toplum kesimlerinin yararına nasıl bir büyüme modeli tasarlanabilir sorusuna da uzanacak.

Bu tartışmaya, karşımızda olan iki programın, iki sermaye fraksiyonunun çıkarlarına dayanan iki kapitalist birikim modeli olduğunu tespit etmekle başlayabiliriz. Bunu bir komplo teorisi olarak, bize ‘yutturulmaya çalışılan’ bir gizli gündem olarak görmemek lazım. Zira iktisat ve ekonomi politikası tercihleri hiçbir zaman ve hiçbir yerde basitçe teknik ya da nötr bir ekonomi tartışması olmamıştır.

Siyasi partiler ya da parti blokları kimi zaman bu stratejilerden birini, kimi zaman da diğerini savunabiliyor. Örneğin, 2000’ler AKP’si ile 2010’lar AKP’si arasındaki farkı, aşağıdaki tablodaki ikinci ve üçüncü sütundaki stratejiler arasındaki farklarla birlikte konuşmalıyız.  Dolayısıyla siyasi partiler, ekonomik indirgemeci bir yaklaşımda olduğu gibi, sadece doğrudan bir sınıfı ya da sınıf fraksiyonunu savunmazlar. Aynı zamanda siyasetin kendi doğası gereği oluşan kurallar ve ayakta kalma mücadelesinin şekillendirdiği bir siyasi mantık süzgecinden geçirerek ekonomi politikalarını şekillendirirler. Hatta partiler ideal olarak farklı grupları temsil iddiasında olduklarından, birbiriyle çelişen talepleri de yönetmeye çalışırlar.

Özellikle yapısal kriz dönemleri, birikim/büyüme modelindeki tıkanıklıkların yoğunlaştığı dönemlerdir. Türkiye’de 2013 sonrası dönemi bu açıdan görebiliriz. Bu dönemlerde birbiriyle çelişen farklı birikim stratejileri ve bunlara eşlik eden hegemonya projeleri ortaya çıkar. Daha fazla uzatmayayım, içinden geçmekte olduğuz yapısal kriz konjonktürünün bu özelliklerini aklımızda tutarak partilerin programlarını, güçler dengesindeki konumlanışlarını ve Türkiye’nin geleceği hakkındaki görüşlerini daha iyi kavrayabiliriz.

Son olarak aşağıdaki tabloyla ilgili bir açıklama yapayım. Bu tablo daha önce Mehmet Baki Deniz’in doktora tezinde kullandığı bir versiyonun biraz daha geliştirilmiş hali. Yakınlarda bir meslektaşımla beraber hazırladığımız bir çalışma metninde yer alıyor. İkinci ve üçüncü sütunlar iki farklı sermaye gruplaşmasının, üretim ve finans alanlarındaki konumlanışları gereği oluşan iki farklı büyüme stratejisini özetliyor. Bunu anlatım kolaylığı olsun diye TÜSİAD ve MÜSİAD diye tatışıyoruz ama geçişkenlikler var. Elbete basitleştirmeden kaynaklanan bazı ham açıklamalar mevcut ama yine de geliştirilmeye müsait bir çerçeve olduğu düşünüyorum.

 

Yerleşik büyük sermaye grupları Diğer sermaye grupları
Sektörler Ana metaller, otomotiv ve dayanıklı tüketim malları, kimya, petrol rafineri sektörleri, banacılık ve finans Tekstil, ayakkabıcılık, mobilya, konfeksiyon, gıda, madencilik, ormancılık, inşaat
Emek üretkenliği Yüksek Düşük
Üretim yapısı Sermaye yoğun Emek yoğun
Firma büyüklüğü Holdingler altında örgütlenmiş büyük işletmeler Küçük ve orta ölçekli işletmeler
Çalışanların beceri düzeyi Yüksek becerili/eğitimli çalışan Düşük becerili/eğilimli çalışan
Sendikalaşma oranı Göreli olarak yüksek sendikalaşma oranı Oldukça düşük ya da sendika yok
Ücret düzenlemeleri Ortalama ücret asgari ücretin üzeri Asgari ücret ya da altı
Hedef piyasa İç pazar ve ihracat İç pazar ve ihracat
Uluslararası bütünleşme Yüksek entegrasyon Daha az entegrasyon
Üretimde ithal malı kullanma İthal girdiye yüksek bağımlılık Sektöre göre farklılaşma
Uluslararası finansal piyasalar Uluslararası finans piyasalarına doğrudan erişim (döviz kredisine erişim) Uluslararası finans piyasalarına doğrudan erişim yok (TL krediye bağımlılık)
Rekabet politikası Fiyat-dışı rekabetçilik  Fiyat rekabetçiliği
Para politikası öncelikleri Fiyat istikrarı Rekabetçi döviz kuru
Faiz politikası Yüksek faiz Düşük faiz
Ekonomi politikası çerçevesi Enflasyon hedeflemesi, merkez bankası bağımsızlığı, bağımsız düzenleyici kurullar, kural temelli yönetim, mali konsolidasyon ve kemer sıkma, beşeri sermayeye yatırım.  Sanayi politikası ve teşvikler öncelikli, takdir hakkına dayanan politika çerçevesi, merkez bankası bağımsızlığı zorunluı değil. 
Büyüme stratejisi Fiyat-dışı rekabetçiliğe (emek verimliliği artışına) dayanan ihracata yönelik büyüme stratejisi: Sanayi 4.0, katma değeri süksek mal üretimi, yeşil dönüşüm politikaları. Fiyat rekabetçiliğine (devalüasyon ve düşük ücret) dayanan ihracata yönelik büyüme stratejisi: Kalkınmacılık, kamsamlı teşvik mekanizmaları, seçiçi kredi tahsisi 
Kaynak: Akçay ve Jungmann (2022)

 

 

 

Doç.Dr. Ümit Akçay, 2017'den bu yana Berlin School of Economics and Law'da ders vermektedir. Akçay, Finansallaşma, Borç Krizi ve Çöküş: Küresel Kapitalizmin Geleceği (Ankara: Notabene, 3. baskı, 2019) kitabının ortak yazarı ve Para, Banka, Devlet: Merkez Bankası Bağımsızlaşmasının Ekonomi Politiği (İstanbul: SAV, 2009) ile Kapitalizmi Planlamak: Türkiye’de Planlamanın ve Devlet Planlama Teşkilatının Dönüşümü (İstanbul: SAV, 2007) kitaplarının yazarıdır.

Bu içeriği paylaş: