Siyasi gerilimlerde dolu bu yarışma, hatırlatmak ve bir o kadar da ortak tatları oluşturmak/yönlendirmek için performans sanatçıları yanı sıra devletlere, siyasilere, politik gruplara mecra sunmaya devam ediyor.


 

İlk kısımda siyaset Eurovision şarkı yarışmasının neresinde ve neden zaman zaman olduğundan gerideymiş gibi görünüyor açıklamaya çalıştım.

Eurovision üzerine değerlendirmede bulunmanın zorluğu yarışmanın resmen siyasete kapalı olması, organizasyonu yürütenler ve büyük bir izleyici kesim nezdinde siyasetin aşağılanmasından ancak siyasi çekişmenin ve hatta çatışmaların her aşamada kendisini ortaya koymasından kaynaklanıyor.

Rusya ve Ukrayna arasında Eurovision üzerinden devam eden savaşı hatırlamak Eurovision platformunun ana ayaklarından birisinin siyaset olduğunu ve performans sergileyenlerin de siyasi tartışmalardan hiçbir zaman azade olmadıklarını görmek için yeterli.

Kırım öncesi

Ukrayna yarışmaya ilk katıldığı 2003’ten bu yana fazlasıyla başarılı bir performans gösterdi. Temsilci olarak seçtikleri şarkılar Rusya’nın Kırım’ı ilhakı öncesinde de zaman zaman politik göndermeler barındırıyordu.

2005 yılında ülkeyi temsil eden Greenjolly’nin solisti Che imgeli t-shirtle sahneye çıkmış olsa da onun açısından devrim sadece turuncu renkli olabilirdi. Kâğıt üzerinde şarkıları Razom Nas Bahato’nun (birlikte çoğuz/güçlüyüz) Turuncu Devrim’in gayrı resmi marşlarından birisine dönüşmüş olması sorun teşkil ediyordu. Yuschenko referanslarının silinmesini Avrupa Yayın Birliği (EBU) yeterli gördü ve şarkı büyük finalde yerini aldı.

Turuncu Devrim Rusya’nın desteklediği aday karşısında Batı Avrupa’nın desteklediği blokun iktidara gelmesini sağlamıştı. Sonraki yıllarda Rusya ile gerilim derinleşti, sadece yoğunluğu bir süreliğine (uluslararası konjonktürün katkısıyla) azalmış göründü.

Eurovision’un anlamsızlığıyla efsane statüsü kazanmış performanslarından 2007 yılı Ukrayna temsilcisi Verka Serduchka’nın şarkısı Dancing Lasha Tumbai, örneğin, kimilerine göre çarpıtılmış (bu nedenle gözden kaçmış) bir şekilde de olsa “Rusya’ya güle güle” sözlerini barındırıyordu.

Kırım sonrası

Kırım’ın ilhakı sonrasında iki ülke arasındaki gerginlik şarkı yarışmasında da açık bir niteliğe büründü. Son sekiz yılda kimsenin sözünü esirgemediğini söylemek mümkün. EBU’ya gerek kalmadan yayıncı kuruluşlar aracılığıyla büyük bir siyasi savaşın yıllardır devam ettiğini de.

2014’te Kırım’ın ilhakı sıcak bir hadise olduğu için çatışma doğrudan yarışmaya yansımadı, Rusya’nın yarışmada seyirciler tarafından yuhalanmasının nedeni daha ziyade ülkenin 2013’te “eşcinsellik propagandası”nı yasaklamak üzere yasal düzenleme yapmasından kaynaklanıyordu.

2016’da, yarışmanın büyük final öncesindeki en önemli olayı Ermenistan temsilcisi Iveta Mukuchyan’ın yarı finalde oylama görüntüleri sırasında Dağlık Karabağ bayrağı sallamasıydı. Mukuchyan diskalifiye olmakla tehdit edildiğinden olsa gerek o yıl birinci olan Jamala yasaklı bayraklardan birisini yarışmada ortaya çıkarmadı. Ancak Ukrayna’nın Türkiye’de de çok konuşulan şarkısı 1944 Kırım tatarlarının sürülmesini anlatıyordu ve yarışmanın bir başka favorisi olan Rusya temsilcisi Sergey Lazarev’i geride bırakmayı becerdi. Ukrayna’nın şarkısını protesto eden Rusya’nın yarışmadan çekilmeyi düşünmekle birlikte nihayetinde son yılların en güçlü temsilcisini Eurovision’a göndermesi ilginç bir şekilde politik gerginliğin üzerine binen heyecanlı bir final ortaya çıkmasına neden oldu. 2017’de Rusya, Ukrayna’da düzenlenen yarışmaya Kırım’ı ziyaret etmiş Yuliya Samoylova ile katılma kararı aldı. Samoylava’nın ülkeye sokulmayışıyla (Ukrayna kendisine üç yıl seyahat yasağı koydu) çıkan diplomatik kriz Rusya’nın yarışmadan çekilmesiyle sona erdi. Aslında sona erdi ifadesi doğru değil, çünkü 2018’de Samoylava’nın Rusya tarafından tekrar yarışmaya gönderilmesiyle gerilim devam etti.

2019’da Rusya’nın çaba sarf etmesine gerek kalmadan Ukrayna yayıncı kuruluşunun ve seçim sürecinin yarattığı skandallar yarışma öncesine damga vurdu. Ulusal seçmeyi kazanan Maruv, Rusya’da konser vermesi yasaklanmak istenince çekildi, ulusal seçmelerde ikinci ve üçüncü olanlar hem durumdan rahatsız oldukları için hem de benzer bir yasak müzik kariyerlerini baltalayacağı için ortada gönderilecek kimse kalmadı, Ukrayna yarışmaya katılmadı.

2022 ve sonrası

Bu kısa özet bizi 2022’ye getiriyor. EBU Rusya’nın işgal girişiminin başlamasından birkaç gün sonra ülkenin bu yılki yarışmada yer alamayacağını açıkladı. Söz konusu karardan iki hafta kadar önce Ukrayna seçmelerinde Alina Pash Unutulmuş Ataların Gölgeleri adlı parçasıyla, halkın değil ancak jürinin ittirmesiyle birinci olmuştu. Bu duygusal balad içine yerleştirilmiş sözlü kısımın yaratacağı garipsemeye karşın konjonktürün katkısıyla ve muhtemel sahne performansıyla hemen favoriler arasına yerleşti. Ancak kısa bir süre sonra Pash’ın Kırım’ı Ukrayna otoritelerinden izin almadan ziyaret ettiği ortaya çıktı (aslında birileri tarafından geçmiş hatırlatıldı). Pash çekilmeye zorlandı ve kimin neyle suçlandığı muğlak bırakılmış bir açıklama ile yarışmadan çekildi.

Halk oyunu önde bitirmiş, folk pop motiflerini trapvari bir altyapı ile sersemletmiş, hip-hop bölümleri ile ilgiyle tüketilecek bir malzeme sunan Kalush Orkestrası ulusal seçmelerde ikinci olmasına karşın Ukrayna’nın temsilcisi haline geldi.

Bugün, 2022 öncesindeki koşullar altında büyük olasılıkla ilk 10’a girecek ancak yarışmayı kazanamayacak olan Stefania adlı şarkı ile Ukrayna’nın birinci olması bekleniyor. Sonuçları tahmin etmekte ilgi çekici bir başarı gösteren bahis siteleri, jüri oylamasında ortalarda kalacak Ukrayna’nın halk oyuyla ipi göğüsleyeceğinden oldukça eminler.

Bizim için oyları genellikle Rusya ve Ukrayna arasında bölünen Doğu Avrupa ülkelerinin önceki yılların kalıbı dışına ne derece çıkacağı önem taşıyor. Aynı zamanda gerginliğin savaş bitse dahi sona ermeyeceğini ve iki ülke yarışmaya katılmaya devam ederlerse her yıl kendisini bir şekilde göstereceğini öngörmek mümkün.

Son not

Rusya’nın (ve belki Beyaz Rusya’nın) yıllar sürebilecek Eurovision dışlanmışlığı nasıl tartışmalara yol açacak henüz bilmiyoruz. Ancak Rusya’da Putin yanlılarının EBU izin verdiği an tekrar yarışmaya dönmeyi isteyeceklerini düşünmek mantıklı. Çünkü son yıllarda katıldığı yarışmalarda bu unsurları kullanmasa dahi tarihsel bağ ve olayların hatırlanması Rusya ve bazı Doğu Avrupa ülkeleri arasında puan alışverişine yol açıyor. Bazen, bu coğrafyada elektro ve tekno poptaki ortak zevk biçimine bürünerek Rusya’nın (eski tabiri kullanacak olursak) yumuşak gücünü Avrupa’ya duyuruyor. Siyasi gerilimlerde dolu bu yarışma, hatırlatmak ve bir o kadar da ortak tatları oluşturmak/yönlendirmek için performans sanatçıları yanı sıra devletlere, siyasilere, politik gruplara mecra sunmaya devam ediyor.

Türkiye ise bu bağlamda bir istisna gibi durabilir. Muhafazakârlar, eşcinsel hakları ifadesini duymak istemedikleri, Eurovision sahnesinden rahatsız oldukları ve toplumsal hayatı adeta şer’i hükümlerle yeniden tasarlamayı istedikleri için oylama sistemindeki değişimi bahane ederek yarışmadan çekildiler. Üzerinden neredeyse 10 yıl geçmiş bu kararın nedenleri ise siyaseti görmezden gelmeye çalışan Avrupa’nın Eurovision fanları tarafından artık çok net hatırlanmıyor.

 

 

fotoğraf: “microphone” – TOM81115

Siyaset Bilimci, araştırmacı ve çevirmen. Doktorasını ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi’nde tamamladı. 2013 yılında Türk Sosyal Bilimler Derneği’nin Genç Sosyal Bilimci ödülüne ve Behice Boran Özel Ödülü’ne layık görüldü. York Üniversitesi'nde araştırmalarını sürdürüyor.

Bu içeriği paylaş: